Site İstatistikleri
Toplam
:
4640087 ziyaretçi
Bugün
:
365 ziyaretçi
Dün
:
5776 ziyaretçi
Sayfa 0.03 saniyede yüklendi
Email
    
Sağlık Köşesi »   

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ 2002-2003 yılları bahar ve yaz aylarında İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Orta Karadeniz bölgesinde bazı illerimizde görülen ve kamuoyuna daha çok "Tokat'ta meçhul ve ölümcül hastalık" olarak yansıyan hastalığın keneler tarafından taşınan virüslerin neden olduğu Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi(KKKA) olduğu belirlenmiştir.Virüsü taşıyan keneler; yabani hayvanlar,çiftlik hayvanları, ve insanlar arasında virüsün taşınmasına ve çoğalmasına aracılık etmektedir.

KKKA doğal dengenin değişimiyle (iklim,bitki örtüsü,yabani hayvan sayısındaki artış vb.) doğrudan ilgili bir hastalıktır.Kırım'daki ilk salgın 2. Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte bölgelerin tarıma açı İması,daha sonra eski Sovyetler Birliği'nde ve Bulgaristan'da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıkta değişimlerin rol oynadığı düşünülmektedir.Doğal dengelerin bozulmasında ve buna bağlı hastalığın görülmesinde sürekli avlanma yasağı veya kontrolsüz avcılık ve yayla yasağı gibi faktörlerin de önemli etkileri bulunmaktadır.

Doğal hayatta yaban havyanı sayısındaki artış, kenelerin kan emmeleri ve üremeleri için uygun ortamının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.Ülkemizde hastalıkla ilişkili kene türü yaban hayatı ile çok ilişkilidir. Bu kene yaşama dönemlerinin bir bölümünde yaban hayvanlarından kan emerken,hayatının diğer evresinde özellikle çiftlik hayvanlarından kan emmektedir. Yoğun kene varlığının olması, insanlarında kenelerle daha çok karşı karşıya kalmaları anlamına gelmektedir.

Hastalık,yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgeler kene sayısının artışına bağlı olarak çıkmaktadır. Ayrıca yerden beslenen kuşlar ile (keklik,çulluk,karga vb.) göçmen kuşların da kenelerin başka alanlara taşınmasında etkili olduğu bilinmektedir.

Söz konusu kene kurak ve yarı kurak bozkır iklimini sevmekte ve genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde ,kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık (meşe,geven vb.)alanlarda yaygın görülmektedir.Özellikle vadilerle çevrili dağlık alanlarının yamaçları ,yaban hayvanlarının daha sık dolaştığı alanlar olduğunda keneler açısından hayli zengin bölgelerdir.

Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlara da kenelerin ısırması ile bulaşabilmektedir. Ancak, hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda öldürücü olabilmektedir.Hastalık kene ısırmasının yanı sıra, vücudunda virüs bulunan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabildiği gibi bu hastalığa yakalanmış insanların kan veya vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşma olabilmektedir.

KKKA için risk grupları:

-Tarım Çalışanları

-Hayvancılık yapanlar(Çiftlik çalışanları,mezbaha çalışanları,çobanlar,kasaplar,et ürünleri market işçileri vb.)

-Veterinerler ve hasta hayvan ile teması olanlar -Hastalığın bulunduğu bölgede görev yapan sağlık personeli -Askerler -Kamp ve piknik yapanlar

-Deri fabrikası işçileri

Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 10 gün olabilmektedir. Enfekte kan,vücut sıvısı veya diğer dokulara temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün .en fazla 2 hafta olabilmektedir

Hastalık Belirtileri

Hastalık ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar;

Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetler de görülebilir.

İlk günlerde, yüzde ve göğüste kızarmalar ile gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir.

Söğüş ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar büyüyerek vücuda yayılabilir.

Burun ve dişeti kanamaları gibi vücudun değişik yerlerinde kanamalar da olabilir.

Yukarıdaki belirtilerin bulunduğu kişilerin son iki hafta içinde:

Kene ısırması veya kene ile temas hikâyesi varsa,

Çalı, çırpı, su kenarları veya gür otların bulunduğu alanlara piknik amaçlı veya diğer bir sebeple gitmeleri söz konusu ise,

Hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temasları var ise,

Bu hastalığa yakalanmış kişilerin kan ve vücut sıvılarına bir temasları olmuş ise Kırım-Kongo kanamalı ateşinden şüphe edilmeli ve vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulduğu takdirde hastalığın teşhis ve tedavisi için gerekenler yapılabilmektedir.

Hastalığın tedavisinde uygulanabilecek etkinliği bilimsel olarak ispatlanmış bir ilaç ile yine etkinliği bilimsel çevrelerce kabul görmüş bir aşı mevcut değildir.Tedavi destekleyici niteliktedir.

KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli koruma tedbirlerinin alınması önem kazanmaktadır.Salgınların kontrolünde ,kişisel koruma tedbirlerinin alınması ve kene sayısının azaltılması amaçlanmaktadır.

KİŞİSEL KORUNMA TEDBİRLERİ

Bu tedbirler KKKA riski olmasa bile, kene ile bulaşabilen diğer hastalıklardan da korunmak için her zaman uygulanmalıdır:

Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda ,vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmeli ve açık renkli elbiseler tercih edilmelidir.

-Kenelerin vücuda girebileceği açıklıkların kapatılması önemlidir.(Pantolon paçalarının çorap içine konulması,çizme giyilmesi vb).

Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına repellent olarak bilinen böcek kovucu maddelerin sürülmesi,kenelerin birkaç saat vücuda yaklaşmalarını engellemektedir.

Dış elbiselere,yıkamaya da dayanıklı olan ,etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar (insektisit) sürülmesi etkili bir korunma aracı olabilmektedir.

Vücut kene yönünden sık sık kontrol edilmeli.kene varsa bir pens veya cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır.Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa hastalık riski de o kadar azalmaktadır.

Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir.

Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.

Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.

İnsanların veya hayvanların kanlarına korunmasız temas edilmemelidir.

Keneyi vücuttan uzaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmayanlar dışında, vücuda yapışmış kenenin uzaklaştırılması için sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek bulunmamaktadır. Vücuttan kene uzaklaştırmak usulünce yapıldığı takdirde kolayca ve risksiz yapılabilecek bir işlemdir. Kene çıkarıldıktan sonra kenenin yapıştığı yere tentürdiyot gibi antiseptik maddeler sürülmelidir.

Vücudundan kene yapışan kişiler 10 gün kadar ani başlayan ateş,baş ağrısı/yoğun halsizlik,bulantı ve kusma gibi şikayetler yönünden kendilerini izlemeli,böyle bir şikayetin olması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

KENE SAYISININ AZALTILMASI NA YÖNELİK TEDBİRLER

Hastalığın bulaşmasından birincil derecede sorumlu olduğu bilimsel olarak da ortaya konmuş olan kenelerin son konaklarının özellikle sığırlar başta olmak üzere çiftlik hayvanları olması dolayısıyla, bu hayvanlarda kene mücadelesi yapılması gerekir.

Bu mücadelenin hayvancılıkla uğraşan vatandaşlara bırakılmadan, risk altındaki tüm bölgelerde kontrollü ve eş zamanlı bir şekilde, kampanya tarzında yapılması önemlidir.

Kene sayısını kontrol altına almak amacıyla çevreye yönelik geniş ilaçlama yapılması gerekli görülen bir uygulama değildir. Keneleri doğadan tamamen yok etmek de mümkün değildir.Ayrıca.yoğun ilaçlamaların doğal dengelerin bozulmasına ve yeni problemlerin ortaya çıkmasına yol açabileceği de unutulmamalıdır.

Park ve mesire yerleri gibi dar alanlarda ise çok yoğun kene olması durumunda , çevreye ve halk sağlığına yönelik etkileri iyi bilinen insektisit ilaçların uzmanların kontrolünde yapılması faydalı olabilir.

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 5107